hadi eller havayaaa! oturmaya mi geldik canim?
hop, hop! hop!
"binlerce daaansoooz var..."
ah, bir arkadas facebook sayfasina "milyonlarca ihtimal" yazmis, direk aklima bu sarki geldi, saatlerdir de aklimdan cikmiyor.
eglenceli sarki, ne yalan soyleyeyim.
hayat bazen boyle eglenceli degil ama.
1 haftadir yurtta baktigimiz yavru kediyi, yurt gorevlilerinin "yarina kadar siz cikarmazsaniz biz GUVENLIK GOREVLILERIYLE gelip kendimiz disari atacagiz" tehditleri uzerine bu sabah binanin disarisina cikardik. icim parcalandi. dun aksam da salon cok kalabalik ve gurultulu oldugu icin kedi benim odama geldi, once yatagima yatti, rahat etmedi, kitapligima gecti, oraya buraya yatti, begenmedi, sonunda laptopun klavyesi uzerine uzandi, poposunu da mouse'un uzerinde duran elime dayadi :) 20-30 dakika oyle uyudu, sonra kalkti, benim kucagima yatti, ben sol elimle onun sirtini oksarken kafasini elimin uzerine koydu, yarim saat oyle yatti. muhtesem bir hayvan. cok uysal, cok sevimli, kucagina alir almaz mayisiyor ve uyuma moduna geciyor. bir de mirliyor, ama o kadar gurultulu mirliyor ki uzaktan bile duyuluyor!
iste bu zararsiz hayvana bakabilmemiz icin kedi kumu, kedi mamasi, pire tasmasi, kumu icin delikli kurek, mama kabi vs. aldim, kumunu her allahin gunu temizledik, etrafa sicrattigi kum taneciklerini arkasindan supurge ile supurduk, ama yine de temizlikci kadina yaranamadik. zaten bana onceden demisti "kedilerden tiksiniyorum" diye (aynen bu lafi kullandi), simdi de yurt gorevlilerine sikayet etmis... neredeyse her yurtta ogrenciler kedi bakiyor bu okulda, ve bizimkisi goze batmis... uff... neyse, allahtan bugun yagissiz ve nispeten sicak bir gundu. umarim kedicik alisabilir. hayvan turuncu renkli, ve pire tasmasi da kirmizi cikti (vakumlu pakette oldugundan kesip acana kadar goremedik rengini), onun icin uzaktan kolay secilebiliyor. soguk gunlerde aksamlari belki aliriz iceri, bakalim... hayvan 1-2 haftalikken alt kattaki bir ogrenci tarafindan alinip bakilmis, ama sonra bir sekilde nasil olduysa (read: temizlikci tarafindan) disarida birakilmis, ve 3-4 gun kaybolmustu. ben guvenlik gorevlilerine falan sorup arastirmistim, sonra 4 gunun sonunda bulunmustu, ama alt kattaki ogrenci kedinin kumunu hic temizlemedigi icin ben yeni bir kum alip bizim daireye koymustum. sonra kedisini goren bu ogrenci de "bu ayni kedi degil" diyerek isin icinden kendini siyirmisti (ayni kedi oldugu bariz olmasina ragmen), ve bu sekilde de kedi bizde kalmisti. isim falan bile secmistik hayvancagiza. anneme de yalvardim bizim eve alalim diye, ama sert bir bicimde karsi cikti. hem zaten evde erkek kedi varsa ikinci kedinin erkek degil disi olmasi gerektigini soyluyor veterinerler... gerci, simdiye kadar baktigimiz kediler hep sari/turuncu ve hep erkekti, bunu alsaydik da gelenek bozulmamis olacakti, ama eve alirsak sonucta onunla ilgilenecek kisi annem olacagi icin son soz onundu. neyse.
kediyi sabah disari biraktik ya, oglen 1 saatlik bos zamanim vardi, yurdun oraya gittim bakindim, kedi bazi bos kolilerle oynuyordu, ben cagirinca geldi ama sonra ben tam onu severken cimenlerin arasinda yuruyen bir bocek gorup ona kostu. mutlu gorunuyor simdilik bakalim. ikinci bir krasta vakasi olmasin, tek dilegim bu.
on an unrelated note, salkim domatesin kilosu yazin 2,5 lira idi, gecen hafta 6 lira olmustu, bugun markette gordum 9,5 lira. eksponansiyel artis diye buna derim. (dur plot edeyim nasil gorunuyor) gecen hafta markette etiketi gorunce gozlerime inanamamistim, telefonu cikarip fotografini cekmistim, bugun 9,5'u gorunce yine cektim fotograf. bilgisayara aktarinca koyarim buraya fotograflari.
franny and zooey'yi (en sonunda) bitirdim. simdi taaa kac ay once basladigim as i lay dying'e gectim.
0 comments:
Post a Comment