1 haftalik bayram tatili bitti. tatilde hic dinlenemedim, hocamin yapmami istedigi hicbir seyi yapamadim. simdi de hic enerjim yok; yatip uyumak istiyorum sadece.
bayram icin yine sarma yaptik (ilk denemeyi gecen yil bayramda yapmistik ve pek basarili olmamisti). yine guzel olmadi. borek, tatli, vs de yaptik. annem cok guzel bir vegan kurabiye tarifi bulmus onu yaptik. cok fazla gezmememize ragmen yorucuydu.
1 haftadir bir dakika bile yalniz kalamadim, surekli evde birileri vardi. misafir geldigi icin sikayet ediyor degilim, ama artik etrafimdaki herkesin yaptigi hersey bana batiyor. tolerate edemiyorum; bir sure kimseyle konusmamam gerek yoksa birilerinin kalbini kirabilirim sanirim.
en yakin arkadaslarimdan C, onumuzdeki ay askere gidiyor :( gecenlerde bulusup muhabbet ettik biraz. seems like everybody's leaving.
C'nin tavsiyesi uzerine dinledigim, her dinleyisimde daha cok hosuma giden the antlers'in hospice albumu bana ingiltere'yi hatirlatiyor.
oradayken okuldan uzakta yasiyordum ve her gun okula otobusle gidiyordum. otobuste de hep muzik dinliyordum. bu albumu de o zaman dinlemeye baslamistim ve hatirliyorum, loop'a aliyordum, ustuste bastan sona, bastan sona dinliyordum. simdi de ne zaman shuffle'da bir sarkilari denk gelse hemen ingiltere'yi hatirliyorum... album bana ayni zamanda cok sevdigim bir kelimeyi ogretti: atrophy. hem okunusu guzel, it rolls off your tounge, hem de ilginc bir olayi anlatan bir kelime.
morali arttirmak icin alin size bir tavsan fotografi:
2-3 hafta once marketteki domates ve fiyati:
ve 1 haftanin sonunda reader'imda biriken 1000'den fazla okunmayi bekleyen yazi:
bu sabah sadece 5-10 tanesini okudum, ama digerlerine baslamaya korkuyorum...
bayramdan once caltech'ten arkadasim O ve ailesiyle (karisi Y ve ogullari D) gorustum. istanbul'a yerlestiler, sariyer'de bogaza cok yakin bir evleri var. D 1 yasini gecti, ve cok sevimli bir cocuk olmus. isin ilginci, buyudukce cocuklarla daha iyi anlasir oldum sanki. gecenlerde kuaforde sira beklerken 3-4 yasinda bir kizla karsilastim. o da annesi manikur yaptirirken bekliyordu ve cok baydigi belliydi. orada 10-15 dakika onu entertain ettim, kiz yanima geldi sac renklerine baktik, renkleri saydik, bana guldu falan. sonra, kuzenimin 4 yasindaki kizi biz onlara gittigimizde bana cok sicak davrandi, benimle oynadi, odasini gosterdi, beraber cizgi film izlemek istedi, yemekte yanima oturdu falan.
bu haftasonu oldukca dolu gececek: cumartesi oglen zincirlikuyu'da tzv'nin yari finaline gidiyorum. oradan cikar cikmaz da metrobusle kadikoy'e opera'ya. 1 saatte varirim diye umuyorum, bakalim.




0 comments:
Post a Comment